19 Aralık 2025 4 Dk Okuma Oğuzhan Felek

TRT’nin Altın Sesi, Gönüllerin Beste’kârı Ayşe Taş

TRT’nin Altın Sesi, Gönüllerin Beste’kârı Ayşe Taş

Radyodan yükselen o buğulu sesin, "Kalbim Yine Üzgün" derken bizi alıp götürdüğü uzak diyarlar... "O Bir Ünyeli" yazı dizimizde; sesiyle hüzne, besteleriyle sevdaya hayat veren, Türk Sanat Müziği’nin yaşayan efsanesi Ayşe Taş’ı ağırlıyoruz.

Ünye, sadece yeşili ve mavisiyle değil, yetiştirdiği "ses"lerle de ünlüdür. Karadeniz'in hırçın dalgalarının aksine, ruhu dinlendiren, makamların en zarif halini icra eden bir ses bu topraklardan çıkmıştır. 1955 yılında Ünye’de dünyaya gelen Ayşe Taş, müziğimizin en saygın temsilcilerinden biri olarak göğsümüzü kabartmaya devam ediyor.

İstanbul’dan Ankara Radyosu’na Uzanan Zorlu Yol

Ayşe Taş’ın hikayesi, aslında bir azim öyküsüdür. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamlasa da kalbindeki müzik aşkı onu konservatuvar kapılarına götürdü. Ancak hayat her zaman düz bir çizgide ilerlemedi; maddi imkansızlıklar nedeniyle konservatuvar eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Fakat o, Ünyeli olmanın verdiği o mücadeleci ruhla pes etmedi.

Önce eniştesi Ayhan Kocagöz, ardından hocası Ali Nihat Karamemişoğlu'ndan aldığı özel derslerle kendini yetiştirdi. Onun kaderini değiştiren şehir ise Ankara oldu. Başkentte, dönemin usta isimleri Ziya Taşkent ve Selahattin Altınbaş ile yollarının kesişmesi, Türk müziği için büyük bir kazancın habercisiydi.

TRT Mikrofonlarının Vazgeçilmez Sesi

1987 yılı, Ayşe Taş için bir dönüm noktasıydı. TRT Ankara Radyosu’nun açtığı zorlu sınavları birer birer geçerek, kadrolu ses sanatçısı olma hakkını kazandı. O dönemde TRT sanatçısı olmak, sadece güzel sesli olmak değil; aynı zamanda bir "ekol" ve "örnek şahsiyet" olmak demekti. Ayşe Taş, hanımefendi duruşu ve kusursuz Türkçesiyle bu unvanı hakkıyla taşıdı.

Yıllarca radyodan ve televizyon ekranlarından, "Aşkımın İlkbaharı İlk Heyecanım Benim" gibi eserlerle milyonların kalbine dokundu. Sadece yorumcu olarak değil, aynı zamanda bir bestekâr olarak da müziğimize 40’ın üzerinde eser kazandırdı. Onun bestelerinde hem klasik müziğin ağırlığını hem de Karadeniz insanının duygusal derinliğini bulmak mümkündür.

Gönüllü Kültür Elçisi

Emekli olduktan sonra köşesine çekilmeyen Ayşe Taş, bilgisini ve tecrübesini yeni nesillere aktarmayı bir görev bildi. Yönettiği korolar ve yetiştirdiği öğrencilerle Türk Sanat Müziği'nin yaşamasına katkı sundu.

Ünye ile bağını ise hiçbir zaman koparmadı. 2008 yılında Ünye’de "Yılın Kadını" seçilmesi, memleketinin ona olan vefasının en güzel örneğiydi. O, sahne ışıklarının altında parlasa da, Ünye’nin bir kızı olduğunu her fırsatta dile getiren, mütevazı bir Cumhuriyet kadınıdır.

Son Söz: Makamların Sultanı

Bugün hala o kadife sesini duyduğumuzda içimizde bir yerlerin titremesi boşuna değil. Ayşe Taş, Ünye’nin yetiştirdiği en zarif çiçeklerden biri olarak kültür bahçemizi süslemeye devam ediyor.

Bizler ÜnyeBul.com ailesi olarak; Türk Sanat Müziği’ne adanmış bu ömrü saygıyla selamlıyor, "O Bir Ünyeli" köşemizde ağırlamaktan onur duyuyoruz.

📌 Ayşe Taş Hakkında Kısa Notlar

  • Doğum Yeri ve Yılı: Ünye, 1955
  • Unvanı: TRT Ankara Radyosu Ses Sanatçısı (Emekli), Bestekâr.
  • Kariyer Dönüm Noktası: 1987 yılında TRT kadrolu sanatçılık sınavını kazanması.
  • Bilinmesi Gereken: Hem yorumcu hem de bestekârdır; güfte ve bestesi kendisine ait 40'tan fazla eseri bulunur.
  • Unutulmaz Eserleri: Geniş bir repertuvara sahip olmakla birlikte, özellikle "Gün Gelir de Beni Unutursun" ve "Aşkımın İlkbaharı" gibi eserlerin icrasıyla hafızalara kazınmıştır.


Bu yazıyı faydalı buldunuz mu? Paylaşın.